3 Ağustos 2015 Pazartesi

Emekli olunca köye mi yerleşsek

Merhaba kuzen.
Umarım bu yazıyı bitirecek takatim vardır. Gerçekten çok yoruldum. Artık kafam bazı şeyleri algılamıyor. Ciddi söylüyorum. Hiçbir şeyin ilk anlamını anlayamıyorum artık. Sürekli kazıyorum ruhumunun duvarını. Hani iki köy arasında bir köprü kurulur ve insanlar birbirlerine gide gele akraba olur ya zamanla ve bu bağ da sıkı bir dostluğa sebep olur. Kan bağından öte bir durumdur bu. Fakat bu dostluğu ufak bir sürtüşme kan davasına çevirir. Ardından da o köprü yıkılır. Yanlışlıkla bile geçilmesin diye diğer tarafa. Ha işte aynı durum etim ve ruhum arasında var benim de. Tek fark ruhum ve bedenim arasındaki köprüyü kimin yıktığını bilmiyorum. Ya da bilmezlikten geliyorum. Öyle bir şey işte.

Şu an bu yazıyı odamın balkonundan yazıyorum ve tek manzaram çaprazımdaki mezarlık.



Şu fotoğraftan sonra iki saat yazıyı sola yaslamak için uğraştım amına koyim ya. Bu gereksiz bilgiyle beraber devam ediyorum yazıya.

Ruhum ve bedenim arasındaki kan bağı ufak bir sürtüşmeyle kan davasına dönüştü dedim ya, ha işte aynı şeyi Adem ve yasak elmaya bağladım istemsizce. Babam, Havva anamızla başlayan bir cümle kurmuştu sofrada, ben de istemsizce iyi orospu olaydı burada olmazdık dedim bir anda. Aynı sofrada aileden olmayan birkaç kişi vardı ve ben bir şeyleri kırmış ama sahte bir gülücükle "olsun canım, çocuktan değerli mi" diye geçiştirilen misafir bebe gibi hissettim bir anda. Sonra bu yazıyı da yazarken aklıma geldi sofradaki gibi istemsizce. Sanki bu olay dünya yaratılmadan altı gün önce de Allah ve Adem arasında olmuş gibi hissediyorum. Allah da tıpkı ruhum (İki köy) gibi küçücük bir sürtüşme yüzünden tüm köprüleri yakmış (Cehennem) ve kendi sınırlarını çizmiş falan filan. Anlamanı beklemiyorum zaten. Siktir et. Ama ben yine de dökeceğim içimi. İşin en pis tarafı da bu amına koyim. Sebepsizce devam etmek.

Seni bilmiyorum, ne düşündüğünü, ne beklediğini, amacını... ama ben artık sebep arayamıyorum. Çünkü kafam basmıyor sebep ve sebepsizliğin çıkardığı sonuca. Bak buraya yazacağım ve senin de kafan basmayacak. Dayımın çocuğu, şimdi hayattaki sebebin ne sorusuna cevabın vardır senin de elbette. Zaten çoğunuzunki aynı ama hiçbir sik yapmıyorsunuz o doğrultuda. Her neyse. Bak benim bundan 10 yıl önceki sebebim "cennete layık olabilmek" başlığı altındaydı. %99'umuz gibi. 15 yaşındayken, 18 yaşına kadar günahlarım sayılmıyor diye intihar etmeyi bile düşündüm biliyor musun? Bu bile o cennete layık olabilme başlığı için yapılan bir eylemdi. Yapamadım ama. Giriş biletimi erteledim hehehe. Peki ne değişti bu 10 yıl içinde? Sebeplerim moruk. Okuduğum kitaplar değişti. Fikirlerim, hareketlerim, tavırlarım, davranışlarım ve karakterim değişti. En çok da zaman değişti. Çağ atladık ve artık bir sebebimiz kalmadı bu hayattan sonrası için.

Allah aşkına elini vicdanına koy, ne yapıyorsun herhangi bir hafta boyunca? Seni geçtim ben ne yapıyorum? Oğlum, bir sebebin yok diyelim. Babanın yüzünden geldiğin dünyada ölüp gitmeden önce sikebildiğin kadar am sikmek, içebildiğin kadar içmek, okuyabildiğin kadar okumak, sıçabildiğin kadar sıçmak, her boku deneyebildiğin kadar denemek veya yaşamak dışında ne yapıyorsun? Amaç buysa dünyada neden duyarlı rolleri kesiyorsun? Neden insanlıktan dem vuruyorsun? Yani amaç yoksa hayvan olsana. E amaç varsa da boş işler yapıyoruz. Akşama kadar "millet uzaya çıktı biz hala..." diye dert yanan amcıklar otuzbir çekerken boşalma süresini uzatma taktikleri geliştirmekten veya öğrendiği yabancı kelimeleri cümle içinde kullanmaya çalışmak dışında ne iş yapıyor lan? Hayır, ne iş yapabilirsin ki gerçekten? Uzaya çıkınca ne olacak amına koyim?

Peygamber olmamasına rağmen insanlığı düşünen bilim adamları cennete gitsin bilader. Biz gitsek ya kerhaneye çeviririz, ya da meyhaneye amına koyim. Hele ülkücüler hiç gitmesin bence. Zenci (Kürt) görse sikerler vallah. Hehehe.


Ne tuhaf değil mi lan? Düşünsene moruk, bir anda hayatın altüst olabiliyor. Anlık dediğimiz olay saniyenin milyarda birine takabül ediyor. Ya da tirilyonda bir. Her ne sikimse işte. Ben o iki saniye arasındaki mesafedeyim şu anda. O kadar uzak ki, gelen her telefonda felaket senaryosu bekliyorum. Kardeşim arıyor, ses tonunun kulağıma yansıma şiddetinden algımı çıkarırsak sonuç sur'u işaret ediyor. Anlıyor musun?


Babam içeride haberleri seyrediyor ve iki saniyede bir ya küfür ediyor, ya da şükrediyor. Reklamlardaki götoğlanı da her arada çıkıp "şu ürün meme kanseri riskini en aza indiriyor" diyor. Ben de ortalama risk %80'in üstündeyken en azı yine %80'dir diyebiliyorum sadece. Bunu bir ben düşünüyorum. Ya da bizim ortak derdimiz Hakan Günday'ın romanındaki Azil'in dediği gibi "herkesin bir ölümsüzlük planı var" sözünün karşılığı mı; inan zerre idrak edemiyorum. Ölümsüz mü hissediyorsun lan sen de? Yoksa ölümü düşünen insanların olduğu dünyada mıyız harbiden?

İsim vermeyeceğim, dün gece bir arkadaşım aradı nöbetteyken ve intihar edeceğini söyledi. Böyle bir durumla karşılaştınız mı bilmiyorum ama ben sadece "saçmalama" diyebildim. 10 yıl önce düşündüğüm ve vadeli olarak da düşünmeye devam ettiğim planı başkasının bana söylemesinden rahatsız mı oldum, yoksa gerçekten de saçma mı bilmiyorum. "Bilirsin ölmek, sınavın bitişidir." gibi sikindirik bir söz söylemek istemiyorum sana. Ancak düşün be oğlum amacın ne? Ne gerçekten. Müslüman olarak doğduğun için cennet varsa bir ben giderim sikimde olmaz diye mi düşünüyorsun sen de?

N'olur yanılt kendini. 


Elmanın çekirdeğinde bile siyanür vardır ve eğer toz haline getirip 300 gram yerseniz ölürsünüz. Bu kadar basit bir hayatımız var. Her geçen gün zehirleniyoruz. Sana iyi gelen, iyi eden, yaşaman için alman gereken ne varsa ileride seni öldürecek. Buna ailen dahil. Sevgilin, telefonun, sosyal medya hesabın, inancın, hırsın, güvendiğin, fark ettiğin veya etmediğin ne varsa seni öldürecek. Ölüm sebebin ne geçerse geçsin kayıtlara, seni öldüren bunlar olacak.

Geçen bir yazı okudum ve şok oldum. İşid, tecavüz ettiği kadınları "namuslarını temizlemek" amacıyla intihar komandosu yapıyormuş. Al sana amaç. Şimdi "ööğğ ne kadar insanlık dışı" gibi sikindirik cümleler kurma sikerim hayatını. Yanındaki kıza laf atsalar akşama kadar sövdüğün İşid militanlarından daha tehlikeli olabilirsin. Al işte amaç: "namus"

Öyleyiz oğlum. Hiç inkâr etme, öyleyiz. Tavuktan damacanaya kadar siken adamların namus kavgası ettiği dünyada yaşıyoruz. Gurur duy.


Bu aralar hümanist piçlere de takığım biraz. Sanal hümanistlere daha çok takığım ama. Oğlum Istanbul'da olup da önündeki dilenciyi fark eden var mı gerçekten? Ya da kalp krizi geçiren birine yardım etmeye çalışan birileri? Oğlum yan komşusunu sikleyen kaldı mı cidden? Bu çağda tek derdimiz "öyle görülmek"


Gerçekten tek düşüncemiz birilerini iyi olduğumuza inandırmak. Bakın kaza geliyorum diyor. Hem de en korkuncu!


Vatan. Sebep arayanların bulduğu diğer büyük unsur. Peki nedir vatan? Akıllıların (Zenginlerin) yaşaması için geri zekâlıların öldüğü kara parçası. Fazlası değil. Evet, "her şehit fakirlerden çıkıyor, zenginin çocuğu tehlikeli yerde askerlik yapmıyor" diye böğüren ama oy zamanı o lanet yağdırdıklarına domalan at yarrakları maalesef haklılar... takatim kalmadı kuzen. Başım ağrıdı amına koyim. Yazamıyorum daha. Hadi siktir git.


Bu kadar.





Mesut Cihan Demirel.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder