17 Ekim 2015 Cumartesi

Huzurevindeki kiralık oda

Merhaba, yolunu kaybetmiş insanlar. Kaç kişiyseniz işte.


Oğlum neydi lan huzur? Allah belamı versin bu sorunun cevabını arıyorum yıllardır. Louis-Ferdinand Celine diye birini duydun mu? Ben keşke duymasaysım lan. Ciddi söylüyorum, her boku merak edip okumasaydım keşke. Cehalet gerçekten çok güzel bir şey. Aslında cehaletten kastım "her şeyi bildiğini zannetmek" veya "bilmediğini çaktırmamak" falan değil. Gerçekten "bilmiyorum ve bilmek de istemiyorum" diyebilecek kıvamdaki cehaletten bahsediyorum. Ama olmadı hiç. Çünkü babam, "bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp" sözünü, sigara komasına giren birinin tek dal sigara bulup özlemle ciğerlerine çekip içmesi gibi empoze etmişti bana. O yüzden ben de her şeyi öğrenmek zorunda hissettim. Babam yalan söyleyemez inancıyla.

Fark etsene kuzen, peygamberler bile tam anlamıyla bir şeyler öğretemeden gitmiş bu dünyadan. Ben neyi tam anlamıyla öğrenebilirim ki?


Konuyu saçma sapan yerlere götürmek niyetinde değilim. Yalnız aradığım sorunun cevabını bulamıyorum. "Gecenin sonuna yolculuk" kitabında "eğer geceleri uyuyabiliyorsanız her şey yolunda demektir" gibi bir söz vardı. Tüm kitap boyunca aklımda kalan tek cümle buydu "her şeye rağmen geceleri uyumak". Bunu öğrendikten sonra geceleri uyumaya çalıştım. Eğer 05.30 geceden sayılıyorsa, o saatten sonra uyuyabiliyordum. İşte aradığım sorunun cevabı buydu.

Neydi soru?
"Huzur nedir?"
Cevap?
"UYUMAK!"

Uzun zamandır uyumaya çalışıyorum. Uyumak için de huzuru bulmaya çalışıyorum. Bu arada da geceleri çalışıyorum. İş anlamında. E moruk, ben nasıl uyuyacağım?


Geçenlerde twittrda üzerinden kendimce bir tespit yapmaya çalıştım ama tespit yaptığım kişinin benim profili takip ettiğini bilmiyordum. Bir insan nasıl bu kadar psikopat olur valla aklım almıyor. Sanki herkes çok normal, bir ben manyağım. Adamla atıştık ve bana "100 de yaşasan benim gibi olamazsın" dedi. Keşke huzuru ona da sorsaydım. Belli ki adam huzuru bulmuş da, Cebrail tarafından gönderilmiş ve bana "al sana huzur  (bkz. Al: nah işareti)" der gibiydi. Ama soramadım. Sormadım olacak o.


Günde en az üç hap almadan hayata devam edemeyecek durumdaki insanları korkutamazsın kuzen. Onlar için zaman, sadece çin işkencesidir. Bu kadardır. Hepimiz anlık mutlulukla motive, anlık acıyla deprem altındaymış gibi oluruz ancak o piçler asla olmaz. Ama o orospu çocuğu ilaçları almadan da duramazlar. Neden biliyor musun? Hâlâ inandığı şeyler vardır. Dile getiremese de, sevdikleri insanlarla üzerini örtmeye çalışsalar da bu gerçek değişmez. Peki, böyle bir denklemde huzurun anlamı veya önemi var mı? Oluyor işte. Çünkü ne kadar yaşayacağını, bununla beraber öldükten sonra da ne olacağını bilmiyorsa insan, huzur çok önemlidir. Niye biliyor musun? O hep aradığı huzur, çöl yolculuğundaki su kadar önemlidir. Eğer olmazsa hep serap görür. Bir şeyin hayali ne kadar güzelse, gerçeğe dönüşmemesi o kadar iğrençtir. Diş ağrısıdır. En iyi deyimle vicdan azabıdır.


Huzur, küçükken evbeveynine sarılıp uyumaktır kuzen. Güvende olduğunu hissetmektir. Büyüyünce ne değişir biliyor musun? Biri sana sorduğunda aklına ilk onun gelmeyişi, bu kadardır. Yaşlı birine gidip soru sor, geçmişten örnek verir. Ha işte ben de öyleyim amına koyim. Hep geçmişten örnek vererek uzatmaları yaşayan ihtiyar gibiyim. Yaşımı soranlara verdiğim cevap karşısında "sen Adem'in ilk çocuğu musun?" esprisi yapılacak kadar yaşlı hissediyorum.


Sana bu amına koyduğumun muhabbeti saçma gelebilir. Hatta "git uyku hapı al yarram" bile diyebilirsin. Çünkü onu da denedim. Sen hiç uyku hapını eline alıp "acaba kaç tanesi öldürür" diye düşünüp "Allah var!" deyip vazgeçtin mi? Siktir orospu çocuğu! Senen fazla facebook profilinde yaparsın bunu. Sen başkalarının acısını kullanırsın. Sen insan mısın, amın feryadı?


Bir süredir uyuyabiliyorum. Fakat bu sefer de "keşke uyumasaydım" diyorum. Neden biliyor musun? Çünkü rüya görüyorum. Sakın normal gibi düşünme. Benim için değil. Kaç insan rüyasında ölü taklidi yapar ve sıçradıktan sonra öldüğünü düşünür? Ya da kaçı babasını (sevdiği kimse ya da) diri diri toprağa gömdüğünü görüp, uyanmaya çalışırken felç geçirir, uyanınca da kapısından gözetleyip orada olduğuna inanmaya çalışır? Rüyada olduğunu bildiği halde acı çeken kaç kişi tanıyorsun? Bunu her uyuduğunda hisseden kaç kişi var?


Dövüş Kulübü'ndeki bebe uyuyamıyordu ve bunun için "acı çekiyorum" diyordu doktora. Doktor da "acı mı görmek istiyorsun? O halde cuma geceleri, testis kanseri olan erkeklerin terapi gruplarına katıl, gerçek acı odur" şeklinde cevap veriyordu. E ben iki türlü de acı çekiyorum. Uyusam dert, uyumasam dert amına koyim. Oğlum halüsinasyon görüyorum lan. Gün boyu süreninden hem de. Uyku ile uyanıklık arasındaki çizgi ne kadar inceyse o kadar keskindir hayat. Bazen uyanık olduğumu öğrenmek için elimi çakmakla yakıyorum. Hissedersem uyanık olduğumu düşünüyorum. Bir şey itiraf edeyim mi? Uyurken bile aynı acıyı hissedebiliyorum.


Dostoyevski'yi sevmem ama güzel bir sözü var. Diyor ki; "Kolomb, Amerika'yı bulunca mutlu olmadı. Ararken mutluydu." Bu söz resmen kafamı dağıttı. Acaba dedim, ben de uykuyu ararken mi mutluydum? Ya da huzurluydum?

Bu tarz düşünceler ağaçkakan gibi deler insanı.


Hayat, uzun bir yolculuğa çıkarken sevmediğin müzikleri telefonuna yükleyip şarjın bitene kadar dinlemeye benzemiyor mu la senin için de? Ben iyiden iyiye böyle düşünüyorum artık. Neyi arasam, bulduktan sonra aramaya başladığım günden daha sancılı hale geldiğimi fark ediyorum. (Uzun bir cümle oldu, idare et)




Doğum da böyle değil mi? Doğumun da sancılı olmadı mı? Anneni yırtıp gelmedin mi, baban da yırtmadı mı anneni seni getirebilmek için dünyaya? E yırtılarak geldiğin dünyada sen ne sik arıyorsun diye sorsana bana? Sor oğlum sor. Ben huzur aradım lan. Yeminle huzur aradım. Bunu bazen bir insanın sesinde aradım, yüzünde aradım, davranışında aradım. Ama olmadı lan. Bir köpeğe sarılıp hissettim geçmişte. Onu da aldılar elimden. Yapanlar da yabancı değildi. Parmak izinden bile tanırım hepsini. (Hatırla geçmişle yaşayan yaşlıyı)



Zaten ne doğru ki? Neyi doğru yapıyoruz, yapıyorsun? Gün içinde ayakta işemiyor musun? Elini kaç yıkıyorsun? Kaç kere fırçaladın dişlerini ömründe? Kaç kere sorguladın kendini uykuya dalmadan önce? Kaç insanı düşündün kan bağını gözetmeden ve kendinden önce?



Hareketli şarkıları acısını gizlemek için dinleyen insan, acı çekmek için müzik dinleyen insandan daha hayırlıdır. (Hadis gibi söz söyledim. Hadi söv)


Huzurevindeki herhangi bir odayım sanki. İçimdeki herkes nefret ediyor orada (içimde) olmaktan. Girildiği andan itibaren, bir daha yaşanmayacak o iyi anıları insanların gözünde canlandıran, insanlık tarihi kadar yaşlı odadan ibaret oğlum içim. Huzurdan değil de gidecek başka bir yeri olmayanların uğradığı, başka bir yer bulunca da hiç zaman kaybetmeden siktir olup giden (terk eden) insanlar için yapılmış (yaratılmış) gibiyim.


Huzurevleri huzur veriyorsa burada ne yapıyoruz la hâlâ? Gülme sakın. Aradım ben. Kiralık odanız var mı diye sordum. Yaşımı sordular. Hissettiğim yaşı söyledim, otel değiliz dediler. Bir de dalga geçtiğimi düşündüler. Hatta polis geldi eve. Çay içtik, anlattım. Onlar da gitti.


Anlıyor musun?


Lütfen anla.


Çünkü sen uyurken, ben bunları yazdım. Olur da okursan, hak verme bana. Oku ve siktir olup git. İçinden, sessizce ve öylece bırakıp...


Bu kadar!





Mesut Cihan Demirel.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder